İklim Değişikliği ile Mücadele ve Emisyon Yönetimi

Türk Telekom’da İklim Değişikliği ile Mücadele ve Emisyon Yönetimi

İklim Değişikliği Eylem Planı

İklim Değişikliği Eylem Planımız çerçevesinde hazırladığımız iklim geçiş planımız 2020 yılı baz yılına göre Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızın 2030’a kadar %45 azaltılmasını ve 2050 yılında net-sıfır karbon seviyesine ulaşılmasını sağlayacak adımları kapsamaktadır. Geçiş planımız; finansal sağlamlığı koruyarak enerji verimliliğini güçlendiren, yenilenebilir enerji kullanımını artıran ve bilimsel temelli düşük karbonlu uygulamaları esas alan bir yaklaşıma dayanmaktadır. Nihai hedefimiz, başta kendi operasyonlarımız olmak üzere değer zincirimiz boyunca karbon emisyonlarının azaltılmasıdır.

Türk Telekom olarak çevresel etkilerin ve kirliliğin önlenmesini çevre yönetimi yaklaşımımızın temel unsurlarından biri olarak benimsiyoruz. İklim Değişikliği Eylem Planımız ve çevre politikamız doğrultusunda; hava, su ve toprak üzerindeki olası kirlilik etkilerini azaltmaya yönelik çevre yönetim sistemleri uyguluyor, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi, etkin atık yönetimi ve sorumlu kaynak kullanımı uygulamalarını operasyonlarımız ve değer zincirimiz genelinde yaygınlaştırıyoruz. Çevresel performansımızı ulusal ve uluslararası standartlarla uyumlu hedefler aracılığıyla düzenli olarak izliyor ve sürekli iyileştirme yaklaşımıyla emisyonların ve çevresel kirlilik etkilerinin azaltılmasını taahhüt ediyoruz.

2025 yılı itibarıyla iklim geçiş planımızı aşağıdaki altı ana başlık altında uygulamaya devam ediyoruz:

1. Yenilenebilir Enerji Projeleri

Yenilenebilir enerji projeleri, iklim hedeflerimizin uygulanmasında kritik bir rol üstlenmekte olup, uzun vadeli çevresel dönüşüm stratejilerimizin öncelikli odak alanları arasında yer alıyor. Bu kapsamda, 2025 yılı başında başlatılan Sivas GES yatırımları yıl sonunda tamamlandı. Üç aşamalı olarak planlanan projenin ilk etabı olan Sivas GES, 96 MWe / 128 MWp kapasitesi ile Türkiye’nin en yüksek kapasiteli lisanssız enerji tesislerinden biri konumuna geldi. GES sahamız, 2025 yılı toplam enerji tüketimimizin yaklaşık %15’ini karşılayabilecek kapasiteye sahip. Ayrıca, Malatya ve Ağrı GES projelerinde yasal izin süreçleri tamamlanmış olup, 2026 yılında ihale ve kurulum aşamalarına başlanması planlanmaktadır. Bu iki tesisin önümüzdeki iki yıl içinde faaliyete geçirilmesini hedefliyoruz.

Önümüzdeki dönemde tamamlanması planlanan 309,8 MWe kapasiteli güneş enerji santralleri ile 96 MWe kapasiteli Sivas GES sahası, mevcut toplam elektrik tüketiminin yaklaşık %65’ine karşılık gelmektedir. Orta vadede, değişen enerji ihtiyaçları doğrultusunda GES kapasitesinin artırılması seçeneklerini değerlendiriyoruz. Yenilenebilir enerji çözümleri, net-sıfır karbon hedefine ulaşma sürecinde temel önceliklerimiz arasında yer almaya devam edecektir.

2. Enerji Verimliliği ve Optimizasyon Projeleri

Enerji verimliliği ve optimizasyon projeleri, iklim geçiş planımızın bir diğer temel bileşenini oluşturuyor. Mevcut enerji verimliliği çalışmalarımızı sürdürerek şebeke enerjisine olan bağımlılığımızı azaltmayı hedefliyoruz. Düşük verimlilikteki ekipmanlarımızı yeni nesil teknolojilerle yenileyerek enerji tüketimini düşürüyor; baz istasyonlarımızda güneş enerjisi kullanımını artırıyoruz. Sabit altyapımızda ise, yüksek enerji verimliliğine sahip fiber dönüşüm yatırımlarımızı kesintisiz olarak devam ettiriyoruz. Veri merkezlerimizde yapay zeka destekli optimizasyon sistemlerini devreye alarak, yeni nesil veri merkezlerimizi 1,2 PUE seviyesinde tasarlamayı planlıyoruz. Ayrıca, daha yüksek enerji verimliliği sağlayan 4.5G ve 5G teknolojilerine yatırım yapmak, soğutma sistemlerinde düşük Küresel Isınma Potansiyeli (GWP) değerine sahip gazları kullanmak ve araç filomuzdaki elektrikli araç sayısını artırmak hedeflerimiz arasındadır.

3. Bilim Temelli Emisyon Azaltım Hedefleri

SBTi ile uyumlu emisyon azaltım stratejilerimiz, iklim geçiş planımızın temelini oluşturmaktadır. 2030 yılına kadar doğrudan (Kapsam 1 ve Kapsam 2) emisyonlarımızı 2020 yılı seviyelerine kıyasla %45 oranında düşürmeyi ve 2050 yılı itibarıyla Net-Sıfır emisyona ulaşmayı öngörüyoruz. Bu doğrultuda yaklaşık %4,5 seviyesinde ortalama yıllık emisyon azaltımı gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Grup genelinde yürüttüğümüz sera gazı envanteri çalışmalarımızı Kapsam 3 emisyonlarını da kapsayacak şekilde genişleterek, tedarik zinciri kaynaklı etkilerimizi de hedeflerimize dahil etmeyi planlıyoruz. Bu çerçevede, SBTi hedef doğrulama süreçlerini tamamlayarak uluslararası standartlarla uyumlu bir yol haritası oluşturmayı amaçlıyoruz. 2026-2030 döneminde, belirlenen azaltım hedeflerine ulaşmak için gerekli tüm önlemleri uygulamaya alacak ve 2030 sonrasında Net-Sıfır odaklı stratejilerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.

4. Diğer Çevresel Konular

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında çevresel etkilerimizi azaltmaya yönelik girişimlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Atık yönetimi alanında ise yasal yükümlülüklerin ötesine geçerek, elektronik atıkların geri kazanımı ve geri dönüşümünü kapsayan daha kapsamlı ve sistematik projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, müşteri kaynaklı elektronik cihaz atıklarının geri kazanımı ve geri dönüşümü için programlar uygulamayı; ayrıca, network atıkları ve BT ekipmanları içerisinden tehlikesiz atıkları ayırarak toplama ve geri dönüşüm süreçlerini geliştirmeyi aksiyon planlarımızın öncelikli adımları arasında konumlandırdık.

Su yönetimi alanında, kısa ve orta vadede ofislerimizde su tüketimini azaltacak akıllı çözümler hayata geçirmeyi; veri merkezlerimizde ise yağmur suyu toplama sistemleri ve alternatif soğutma teknolojilerini geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda, veri merkezlerimizde soğutma verimliliğini artıran ve su kullanımını optimize eden sisleme yöntemlerini uygulamaktayız. Önümüzdeki dönemde, su tasarrufuna yönelik sürdürülebilir projelerimizi daha geniş bir ölçekte yürütmeyi amaçlıyoruz.

Kirliliği önleme ve kontrol başlığı altında, atık oluşumunu minimize etmenin yanı sıra yeniden kullanım ve geri dönüşümü teşvik eden uygulamalar hayata geçiriyoruz. Soğutma sistemlerinde kullanılan gazları daha düşük GWP değerine sahip alternatiflerle değiştirmek, mevcut sistemlerdeki soğutucu gazların geri kazanımı ve yeniden kullanımını sağlamak için projeler geliştirmeyi sürdürüyoruz. Bu kapsamda, iklimlendirme sistemlerinin seçim ve yenileme süreçlerinde çevresel etkilerin azaltılmasını gözeten eko-tasarım kriterlerini dikkate alıyor; düşük Küresel Isınma Potansiyeline (GWP) sahip soğutucu gazlar kullanan ekipmanların kullanımını teşvik ediyoruz. Ayrıca, eski klima ekipmanlarından çıkarılan gazların çevre dostu yöntemlerle geri dönüştürülmesi de planlarımız arasında yer alıyor.

Çevre dostu mobilite çözümleri kapsamında gerekli lisanslarımızı aldık ve elektrikli şarj istasyonları pazarında faaliyet gösteriyoruz. Bu alandaki yatırımlarımızla elektrikli araç kullanımını teşvik ederek fosil yakıt tüketimini ve buna bağlı karbon emisyonlarını azaltmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, Dijital Ürünler ve Tematik Yatırımlar Grup Şirketimiz TT Ventures ile Türkiye’de otomotiv sektöründe yaşanan elektrifikasyon dönüşümünü destekliyoruz.

Satın alma süreçlerimizde çevresel sorumlulukları merkeze alıyoruz. Tedarik zincirimizde sürdürülebilir uygulamaları yaygınlaştırarak, SBTi hedeflerimizle uyumlu çevre dostu yöntemleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu süreçte tedarikçilerimiz ve iş ortaklarımızla yakın iş birliği kurarak, çevresel etkilerimizi azaltmaya yönelik çalışmalarımızı sürekli genişletiyoruz. Türk Telekom, biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerini ve bağımlılıklarını Çifte Önemlilik Analizi kapsamında değerlendirmektedir. Bu kapsamda biyolojik çeşitlilik ayrı bir sürdürülebilirlik konusu olarak ele alınmış; faaliyetlerimizin ekosistemler ve hassas alanlar üzerindeki potansiyel etkileri değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, biyolojik çeşitlilik üzerindeki olası etkilerin belirlenmesi, izlenmesi ve en aza indirilmesine yönelik yaklaşımımıza girdi sağlamaktadır.

Sürdürülebilir finansman kapsamında finanse ettiğimiz projeleri, Türk Telekom Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi doğrultusunda finansman öncesinde çevresel ve sosyal risk değerlendirme sürecine tabi tutuyoruz. Projeleri; iklim değişikliği etkileri, kaynak kullanımı, kirlilik önleme ve çevresel etkiler gibi kriterler açısından değerlendiriyor ve yalnızca belirlenen uygunluk kriterlerini karşılayan projeleri finansman kapsamına alıyoruz. Proje değerlendirme ve seçim sürecini, ilgili iş birimlerimizin katılımıyla oluşturulan Sürdürülebilir Finans Çalışma Grubu aracılığıyla yürütüyoruz. Bu doğrultuda, çevresel veya sosyal açıdan önemli riskler barındıran faaliyetleri finansman kapsamı dışında bırakıyoruz.

Türk Telekom Teknoloji Merkezi ve Türk Telekom Kampüsü, çevresel sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda tasarlanarak LEED Gold sertifikası almaya hak kazandı. Söz konusu binalarımızda enerji ve su verimliliğini artırmaya, sera gazı emisyonlarını azaltmaya, iç mekân hava kalitesini iyileştirmeye, sürdürülebilir malzeme kullanımını teşvik etmeye ve etkin atık yönetimi uygulamalarını hayata geçirmeye odaklanıyoruz. Bu uygulamalar sayesinde operasyonel tesislerimizin çevresel etkilerini azaltırken, çevre dostu bina standartlarının yaygınlaştırılmasına katkı sağlıyoruz.

5. Takip ve Yıllık Raporlama

İklim geçiş planımızın etkilerini ölçmek ve sürdürülebilirlik performansımızı somut verilerle desteklemek amacıyla kapsamlı izleme ve yıllık raporlama süreçlerimizi sıkı takip ediyoruz. Böylelikle enerji verimliliği, gerçekleştirilen yatırımlar ve bu yatırımların sağladığı faydalar ile sera gazı emisyonlarındaki değişimler gibi kritik göstergeleri düzenli olarak takip edebiliyoruz.

Yıllık sürdürülebilirlik raporlarımız aracılığıyla elde ettiğimiz ilerlemeyi paydaşlarımızla şeffaf şekilde paylaşıyor ve performansımızı ölçülebilir ve karşılaştırılabilir hale getiriyoruz. Gelecek dönemde, izleme ve raporlama mekanizmalarımızı daha ileriye taşıyarak, ölçümleme detayını artırmayı, veri doğrulama süreçlerini güçlendirmeyi ve ileriye dönük performans tahminlerini dahil etmeyi planlıyoruz.

6. Veri Yönetimi ve Raporlama Altyapısının Güçlendirilmesi

2025 yılı içerisinde faaliyet verilerimizin raporlama sürecini daha etkin, tutarlı ve izlenebilir hale getirmek amacıyla iç sistemlerimizi kapsamlı bir şekilde gözden geçirerek iyileştirdik. Veri toplama ve konsolidasyon süreçlerimizi sadeleştirirken, bazı alanlarda farklı birimlere yayılan yapıyı daha merkezi bir modele dönüştürdük. Bu dönüşüm sayesinde veri akışını daha etkin yönetebilir hale getirdik; kontrol mekanizmalarımızı güçlendirerek raporlama sürecindeki tutarlılığı ve veri güvenilirliğini artırdık. Gerçekleştirdiğimiz bu çalışmalarla, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerimiz doğrultusunda entegre raporlama yaklaşımımızı daha da güçlendiriyoruz.

Emisyon Azaltım Stratejilerimiz ve Hedeflerimiz

Sera gazı emisyonlarımızı azaltmaya yönelik kapsamlı stratejiler geliştiriyor ve bunları hayata geçirirken bilimsel ve uluslararası kabul görmüş yöntemlerden faydalanıyoruz. İlk olarak 2011 yılında sera gazı envanterimizi hesaplamaya başladık ve 2023 yılı itibarıyla bu süreci daha ileri bir noktaya taşıyarak Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarımızı GHG Protokolü’ne uygun bir şekilde hesaplamaya başladık. Bu çalışma, daha önceki yıllardan farklı olarak, tüm Grup Şirketlerimizi kapsayacak şekilde yürütülerek karbon emisyonlarımızın eksiksiz bir biçimde değerlendirilmesini sağladı.

2025 yılında karbon emisyonlarımızı azaltmak ve çevresel sürdürülebilirliği artırmak için çeşitli stratejiler uygulamaya devam ettik. Enerji verimliliğini artırmaya yönelik projelerimiz, bu stratejilerin temel taşlarından biri oldu. Sabit ve mobil şebekede yürüttüğümüz optimizasyon ve dönüşüm projeleriyle birlikte toplamda yıllık 47 GWh enerji tasarrufu sağladık.

2025 yılında da daha verimli soğutucu ekipmanları devreye alıyor ve düzenli bakım faaliyetlerini sürdürüyoruz. Bu sayede arıza oranlarını önemli ölçüde azaltıyor, soğutucu gazlardan kaynaklanan emisyonlarımızı düşürüyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu iyileştirmelerle çevresel performansımızı sürekli olarak geliştiriyoruz. Buna ek olarak, satın aldığımız her 1 MWh yenilenebilir enerji üretiminin çevresel bütünlüğünü belgeleyen uluslararası sertifikalandırma sistemi I-REC sertifikaları sayesinde toplam Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızın %38’ini dengeliyoruz. Enerji verimliliği projeleri kapsamında sağladığımız 47 GWh seviyesindeki tasarrufu da dikkate aldığımızda, bu oran %41 seviyesine ulaşıyor. Böylece, 2025 yılında 2020 yılına kıyasla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızı baz yıla göre %35 oranında azaltıyor; 2030 yılına kadar %45 azaltım ve 2050 yılına kadar net-sıfır hedefimize bir adım daha yaklaşıyoruz.

I-REC sertifikalarıyla yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik taahhüdümüzü de güçlendiriyoruz. 2025 yılında, elektrik tüketimimizin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanan payını artırmak amacıyla satın alınan I-REC sertifikaları sayesinde Kapsam 2 emisyonlarımızda 260 bin ton CO2 e azaltım sağlanmaktadır. 2024 yılına kıyasla 2025 yılında I-REC sertifikası kullanımımızı %20 artırarak toplam 600 bin MWh yenilenebilir enerji sertifikası satın alıyor ve çevresel ayak izimizi azaltmaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.

Sera gazı emisyonlarını azaltırken, düşük karbon emisyonlu ürünlerle değer zincirimizi destekliyoruz. Emisyon azaltım stratejilerimizi bütüncül bir bakış açısıyla ele almamız sayesinde, 2025 yılında CDP iklim kategorisinde “A” Liderlik seviyemizi korumayı başardık. İlk kez raporladığımız CDP Su Güvenliği kategorisinde ise A- skorunu elde ettik. Ayrıca, Türk Telekom Grubu olarak SBTi ile uyumlu olarak Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızı 2020 yılını baz alarak 2030 yılına kadar %45 azaltmayı ve 2050 yılına kadar Net-Sıfır emisyona ulaşmayı taahhüt ettik. Bu doğrultuda sera gazı envanterimizi uluslararası standartlara göre hesaplıyor, doğrulama süreçlerimizi ilgili standartlara uygun şekilde yürütüyor ve emisyon verilerimizin güvenilirliğini üçüncü taraf bağımsız denetimlerle teyit ediyoruz.

Not: Kapsam 2 emisyon değerleri, elektrik tüketim miktarlarında yapılan iyileştirmeler ile kapsam 3 kapsamında elektrik-iletim ve dağıtım, satın alınan mal ve hizmetler ve duran varlıklar kategorilerindeki veri ve hesaplama metodolojisi değişiklikleri nedeniyle geçmiş yıllar için revize edilmiştir. Gerçekleştirilen bu güncellemelerin etkisiyle 2020, 2023 ve 2024 yıllarında toplam emisyonlarımız sırasıyla %0,03, %0,01 ve %(4,78) oranında değişiklik göstermiştir.

Emisyon Hesaplama ve Veri Yönetimi Süreçlerinde İyileştirmeler

Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kapsam 1, Kapsam 2 ve Kapsam 3 emisyon hesaplamalarımızda veri toplama altyapımızı ve metodolojilerimizi kapsamlı şekilde gözden geçirdik. Bu değerlendirme sonucunda emisyonlarımızın kaynağını oluşturan faaliyet verilerimizde iyileştirmeler gerçekleştirdik. Bu iyileştirmelere ek olarak, raporlama süreçlerimizi ve kontrol mekanizmalarımızı daha da güçlendirdik.

Her yıl yaptığımız raporlamalarda iyileştirmeler gerçekleştiriyor bu doğrultuda kontrol mekanizmalarımızı artırarak raporlama sürecindeki tutarlılığı ve güvenilirliği destekliyoruz. Söz konusu çalışmalar çerçevesinde geriye dönük veri setlerimizi de verinin kaynağına inerek gözden geçirdik; hesaplamalara dahil edilmemiş minör tüketimleri envanterimize dahil ettik ve veri girişlerindeki sapmalarda revizyon yaptık. Bu iyileştirmeler sayesinde emisyon envanterimizin doğruluk seviyesini artırırken veri kalitesi ve iç kontrol yapımızı daha da güçlendirmiş olduk.

Emisyon Yoğunluğu

Son yıllarda teknolojik dönüşümün etkisiyle sabit ses abone sayısında azalma gözlenirken, mobil, sabit genişbant ve TV aboneliklerinde artış kaydedilmiştir. Enerji verimliliği projelerimiz, GPON (Gigabit Passive Optical Network) dönüşümleri ve satın aldığımız yenilenebilir enerji sertifikaları, emisyon yoğunluğundaki azalmaya kayda değer katkı sağlamıştır. Emisyon performansımızı yıllık net gelir ve abone sayısı başına düşen emisyon yoğunluğu göstergeleriyle takip ediyoruz.

2025 yılında, ABD doları bazında net gelir başına emisyon yoğunluğumuz yıllık %28’lik azalışla 75 ton CO2 e/milyon ABD doları olarak gerçekleşti. Aynı dönemde, 4,1 milyon mobil ve 76 bin sabit genişbant abone artışı ile 13 bin baz istasyonu ilavesine rağmen, abone başına emisyon yoğunluğumuz da yıllık %13 oranında düşerek 7 ton CO2 e/bin abone olarak gerçekleşti.

Net-Sıfır Yolculuğunda Bir Adım İleriye

Sürdürülebilir bir gelecek inşa etme hedefimiz doğrultusunda düşük karbonlu ekonomi yolunda önemli adımlar atmaya devam ediyoruz. Sera gazı emisyonlarımızı azaltmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, düşük karbon salımına sahip ürün ve hizmetlerle değer zincirimizi destekliyoruz. Operasyonlarımızın yanı sıra iş ortaklarımıza ve müşterilerimize de düşük karbonlu çözümler sunarak sürdürülebilir bir ekosistem yaratmayı amaçlıyoruz.

Bu kapsamda, 2025 yılında küresel mobil bağlantıların %80’inden fazlasını temsil eden ve dünya çapında mobil iletişim sektörünün en prestijli girişimlerinden biri olarak kabul edilen GSMA’in İklim Eylem Görev Gücü’ne (Climate Action Taskforce) üye olduk. Bu üyelik, küresel iklim hedefleri doğrultusunda atılan stratejik bir adım olup, Şirketimizin sürdürülebilirlik vizyonunu uluslararası bir platformda daha da ileriye taşıyor.

Mobil iletişim sektöründe küresel ölçekte iklim aksiyonlarının geliştirilmesini destekleyen GSMA İklim Eylem Görev Gücü (Climate Action Taskforce) çalışmalarına katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Bu platform aracılığıyla, mobil operatörlerin iklim hedefleri doğrultusunda kaydettikleri ilerlemelerin izlenmesi, raporlama uygulamalarının geliştirilmesi ve sektörel şeffaflığın artırılmasına yönelik ortak çalışmalara katılım sağlıyoruz.